Doç. Dr. Sutay Yavuz
Kültür Kavramını çok iyi anlamalıyız
T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla ilişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen Kültür Sanat Muhabirleri derneği tarafından düzenlenen “Anadolu Tarihi ve Kültür değerlerini anlama çalıştayı” etkinliğinin moderatörlüğünü yapan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sutay Yavuz Kültürel değerlerimiz üzerine bilimsel açıklamalarda bulundu.
Kültür kavramı, arkeoloji, eğitim bilimleri, insan bilimleri, etnografya ve sosyoloji gibi sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerinde ele alınan bir kavramdır.
Kültür kavramı tanımlanırken esasen her disiplinin kendisine göre öncelediği unsurlara atıf yaptığı görülür. Dolayısı ile rahatlıkla kültür kavramının çok sayıda tanımı olduğunu söyleyebiliriz.
Sosyoloji perspektifinden kültüre baktığımızda ise şunu görüyoruz;
Bir toplumda; tarihsel gelişme süreci içinde yaratılan tüm değerler, kurallar, maddesel, tinsel ürünlerle bunların üretilmesini, kullanılmasını, sonraki kuşaklara aktarılmasını ve başkalarına iletilmesini sağlayan araçlardan bahsediyoruz.
Yani bu yaklaşıma göre kültür esasen toplumsal yaşamı mümkün kılan maddi veya maddi olmayan tüm unsurların üretilmesi, tüketilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması olarak kavramsallaştırılıyor.
Bu bakımdan kültürün bazı özelliklerine şu şekilde değinebiliriz;
Kültür; öğrenilir, yapısaldır, dinamiktir, çeşitlilik arz eder ve temelde de insan varlığı ile ilgilidir.
Şimdi “kültür değerlerini anlama çabası” dediğimizde ise;
Günümüzde dünyanın karşılaştığı en önemli toplumsal sorunların başında; “öteki” ile kurulan ilişkilerde uyum içinde birlikte yaşama problemi geldiğini söyleyebiliriz.
Küreselleşme, göç hareketleri, yeni toplumsal hareketler ve hatta “medeniyetler çatışması” şeklinde dile getirilen “karşılaşmaların”, “öteki” olarak gördüğümüz birey veya gruplarla kurulan sosyal, ekonomik ve siyasal ilişkilerin sorunlu bir şekilde tezahür etmesine yol açtığını söyleyebiliriz.
İşte tam burada; “kültür incelemeleri” ve “kültür değerlerini” anlama çabalarının bahsettiğim “öteki” olan ile kurulan sorunlu ilişkileri aşmaya ve problemleri çözmeye faydalı olacak olan bazı araçları ve alışkanlıkları ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum.
Yani burada esas önemli olanın bir takım maddi veya maddi olmayan varlıkların korunması veya muhafaza edilmesi kadar (ya da bunlardan daha çok);
• insanın toplumsal yaşamını mümkün kılan tarihsel veya güncel tecrübelerin mahiyetinin anlaşılması,
• bunların başkalarıyla paylaşılması,
• böylelikle insan oluşumuza dair ortak paydaların ön plana çıkarılması
gibi hususların daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Dolayısı ile “kültür değerlerini anlama” çabasının bir alışkanlığa dönüştüğü durumda;
• “öteki” olanla empati kurmamızı,
• farklılıkları kapsayıcı bir bakış açısı geliştirmemizi,
• “öteki” olanla ortak payları yakalamamızı,
• Öteki’de “değerli” olan unsurların farkına varmamızı
kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum.
Dolayısı ile insanlığın bakiyesi olan kültür değerlerini anlama yönünde geliştireceğimiz yöntemler, tavır ve yaklaşımlar hiç şüphesiz günümüzde “öteki“ olan ile doğru ve sağlıklı ilişki kuramamaktan kaynaklanan toplumsal ve siyasal birçok sorunun aşılmasına da katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Ülkemizde kültürel mirasın değerlendirilmesine baktığımızda veriler bize şunları gösteriyor;
Türkiye genelinde müze sayısı 2018 yılında 451 olarak tespit edilmiş. Bunların 200 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 251 tanesi ise özel müze kategorisinde yer almakta.
Özel müze sayısında hızlı bir artış var; 2004 yılında bu sayı 200 iken 4 yılda yaklaşık %25 artışla 2018 yılında 251 sayısına ulaşılmış. Bakanlığa bağlı müze sayısı ise aynı dönemde sadece 8 müze artmış.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerdeki eser sayısı 3 milyon 337 bin, özel müzelerde mevcut eser sayısı ise 396 bin olarak tespit edilmiş (Bakanlıktaki eser sayısı yaklaşık 10 misli daha fazla).
Müze ve ören yeri ziyaretlerinde zaman içinde önemli artışlar var. Bakanlığa bağlı müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı 2018 yılında geçen yıla göre %37 artarak 28 milyon 169 bin 615 sayısına ulaşmış. Bu ziyaretlerin önemlice bir bölümü de ücret ödeyerek yapılan ziyaretlerden oluşmakta.
Özel müze ziyaretçi sayısı ise 2018 yılında, 2017 yılına göre %22 artarak 12 milyon 478 bin 229 sayısına ulaşmıştır.
Bu istatistikler Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 26 Eylül 2019 tarihinde yayımlanan “Kültürel Miras, 2018” istatistik haber bülteninden alınmıştır. Dileyenler TÜİK’nun web sitesinden bu haber bültenine ve daha ayrıntılı verilere ulaşabilir.
Bu veriler ülkemizde kültürel mirasa karşı giderek artan bir ilgi olduğu izlenimi vermektedir. Bu durum bir yandan ülkemizdeki turizm sektörünün büyümesi ve yurtdışından daha fazla ziyaretçi almamızla ilişkidir. Diğer yandan ise Türk toplumunda orta ve üst sınıfların giderek daha kentsel, daha eğitimli, daha fazla yabancı dil bilen, daha kozmopolit ve dünyadaki diğer toplumlarla daha ilgili olmasının bir yansıması olarak görülebilir
